KURDİSTAN14/02/2019 10:11

DTK: Açlık grevcilerine destek insani ve tarihi sorumluluk

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük Uluslararası 15 Şubat Komplosu vesilesiyle bugün yazılı bir açıklama yaptı.

“Uluslararası komployu 20. yılında  bir kez daha lanetliyoruz” diye başlayan açıklamada, “Uluslararası komplo, Sayın Öcalan’ın olağanüstü  iradesini, direnişini, demokratik ulus perspektifi ve öncülüğünü kendisine rehber edinen halkımızın tarihi direnişi ve mücadelesi ile boşa çıkartılmıştır” denildi.

‘KOMPLOCULAR BİTİYOR, ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ BÜYÜYOR’

Açıklamada şunlar ifade edildi:

“15 Şubat uluslararası komployu planlayanlar ve gerçekleştirenler, komplonun 20. yılında Ortadoğu bataklığında  bitişi ve çöküşü yaşarlarken, Kürt Halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın önderlik ettiği Kürdistan Özgürlük mücadelesi, özgürlük felsefesini ve ortak yaşam ideallerini tüm Ortadoğu coğrafyasında görünür ve yaşanır kılmış, tüm Ortadoğu halklarının kurtuluş umudu haline gelmiştir.

Rojava Devrimi, Kobanê, Şengal ve Kuzey Kürdistan’daki öz yönetim direnişleri ve diasporadaki halkımızın kahramanca mücadelesi  ile halkımız bir bütün olarak Önderliğine sahip çıkmış, komployu yerle bir etmiştir. Uluslararası toplum halkımıza karşı gerçekleştirilen bu alçakça komployu görmüş ve halkımızın yanında saf tutmaya başlamıştır.

Ancak, uluslararası emperyal ve bölge gerici-sömürgeci güçlerin halkımıza karşı olan düşmanlığı, inkâr ve tasfiye siyaseti devam etmekte, her türlü baskı, zor, katliam ve soykırım uygulamaları kirli ittifaklarla sürdürülmek istenmektedir.

Kürt Halk Önderi Sayın  Abdullah Öcalan’a karşı uygulanan mutlak tecrit uygulaması bu kirli ittifakın Sayın Öcalan şahsında Kürdistan Özgürlük Mücadelesine karşı geliştirilen tasfiye politikasının en stratejik parçasıdır.

‘LEYLA GÜVEN’İN DİRENİŞİ HALKLARA SOLUK OLMUŞTUR’

Demokratik toplum Kongresi eşbaşkanı Sayın Leyla Güven, zindanlardaki  siyasi tutsaklar ve diasporadaki Kürdistanlı siyasetçiler bu kirli ittifakı ve mutlak tecrit uygulamasını boşa çıkartmak amacıyla tarihi bir görev ve sorumluluk bilinci ile süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatmışlardır.

Eşbaşkanımız Leyla Güven’in öncülük ettiği süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemi aslında Türkiye ve Kürdistan’da tüm topluma karşı uygulanan tecrit, susturma ve anti demokratik uygulamalarla demokratik muhalefeti tamamıyla tasfiye etme politikasına karşı da geliştirilen bir direniştir.

Eşbaşkanımız Leyla Güven’in başlattığı ve dalga dalga tüm zindanlarda, diasporada  ve Kürdistan’da yaygınlaşarak gelişen süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi uluslararası komplonun ve mutlak tecrit uygulamasının tümden boşa çıkartılmasını ve kırılmasını hedefleyerek halklarımıza ve tüm demokrasi güçlerine yeni bir soluk olmuştur.

‘DİRENİŞE DESTEK VERMEK HEPİMİZİN TARİHİ SORUMLULUĞU’

Bu sese ve direnişe destek vermek, yanında olmak tüm insanlığın, ulusal ve uluslararası demokrasi güçlerinin ertelenmez görevi ve sorumluluğudur.

Açlık grevi eyleminin hayati risk sınırlarını aşan bir aşamaya gelmiş olması gerçekliği de, tüm toplumsal kesimlerin, insan hakları, hukuk ve diğer bütün sivil toplum kurumlarının acil olarak harekete geçmesini zorunlu kılmaktadır.

Tüm Ortadoğu’nun, büyük bir değişime gebe olduğu tarihi bir süreçten geçtiği açıktır. Büyük özgürlük ve kurtuluş fırsatlarının ortaya çıktığı böylesine tarihi geçiş sürecinde tüm Kürdistan parçalarındaki halkımızın ve ona öncülük eden bütün siyasi partiler ve kurumların, kanaat önderlerinin, bu sömürgeci kirli ittifaka ve mutlak tecrit uygulamasına karşı, bir araya gelerek, açlık grevi direnişçilerine destek vermeleri, taleplerini sahiplenmeleri halkımıza karşı ertelenmez tarihi bir görev ve sorumluluktur.

Tüm halkımız bilmektedir ki, uluslararası 15 Şubat komplosu boşa çıkartılmıştır, ancak, bu komployu tezgahlayanlar ve uygulayanlar, hâlâ boş durmamakta, komplo girişimlerini sürekli güncelleyerek özgürlük mücadelemizi tasfiye etmeye çalışmaktadırlar.

Bu lanetli komploya karşı, bütün Kürdistan ve Türkiye halkları, demokrasi güçleri ve uluslararası toplum seferber olmalı, faşist- gerici AKP-MHP ittifakına karşı, halkların demokratik ittifakını kurarak, birlik ve beraberlik ruhuyla mücadeleyi yükseltmelidirler. 15 Şubat uluslararası komplosunun artçı komplolarına karşı direnmenin ve bütün demokratik kazanımlarımızı koruyup geliştirmenin başka da yolu yoktur. Çok iyi bilmekte ve inanmaktayız ki, 15 Şubat uluslararası komplo, halkımıza karşı Sayın Öcalan’ın şahsında gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Sayın Öcalan özgür olmadan komplonun gerçek manada boşa çıkartıldığını düşünmek mümkün değildir. Sayın Öcalan’ın özgür olması ve özgür koşullarda halkımıza önderlik yapması, halkımızın özgürlüğü ile eş anlamlı, vazgeçilmez ve ertelenmez mücadele nedenimizdir.  Barışın da, çözümün de anahtarı budur.

Bütün halkımızı, demokrasi güçlerini, halkımızın tüm dostlarını ve uluslararası toplumu, barış, kardeşlik, demokrasi, birlik ve ortak yaşam adına bir kez daha 15 Şubat komplosuna karşı mücadeleyi yükseltmeye, açlık grevi direnişçilerine destek vermeye çağırıyoruz.”

To Top