Dünya13/04/2019 02:02

İsveç’te açlık grevcileri Amnesty’le görüştü

Açlık grevcilerini temsil eden 4 kişiden oluşan heyet, 7 Kasım 2018 günü Leyla Güven’in başlattığı ve 7 bin tutsağın katılmasıyla kitleselleşen açlık grevleri ve Öcalan’a yönelik uygulanan tecrit hakkında bilgilendirdi.

Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’de barışın sağlanması için Öcalan’ın kilit bir konumda bulunduğuna dikkat çeken heyet, Amnesty yöneticilerinden tecritin kaldırılması için girişimde bulunmalarını istedi.

AMNESTY: GİRİŞİMDE BULUNACAĞIZ

Maja Aberg, konuyu İsveç Dışişleri Bakanlığı yetkililerine, Amnesy merkez yöneticileri ve Türkiye masasına ileteceklerini, açlık grevlerinin örgütün yayın organında yer alması için girişimde bulunacaklarını söyledi.

Toplantının bitiminden sonra ANF’nin sorularını yanıtlayan Amnesty Basın sözcüsü Ami Hedeborg, Türkiye’deki gelişmelerin oldukça kaygı verici olduğunu ve giderek kötüleştiğini söyledi.

Binlerce insanın temelsiz suçlamalarla cezaevlerinde tutulduklarını, işlerini kaybettiklerini belirten Hedenberg “Türkiye’de basın özgürlüğü tamamen yok edildi. Gelişmeleri derin bir kaygıyla izliyoruz” dedi.

Tükiye’de avukatların bile Türk devletinin saldırılarından etkilendiğine ve onlarca avukatın terörizm suçlamasıyla cezaevlerinde tutulduklarına dikkat çekti.

Hedeborg, açlık grevlerinin Türkiye’nin cezaevleri ve Avrupa’da yaygınlaştığını gözlemlediklerini belirttikten sonra “İnsanların Abdullah Öcalan’a yönelik tecritin kaldırılması için açlık grevlerine gitmek zorunda kalmaları duydukları kaygıyı gösteriyor” dedi.

Açlık grevcileri bir yandan siyasi parti ve sivil toplum örgütlerini ziyaret ederken aynı zamanda meydanlarda pankratlar açıp bildiriler dağıtarak İsveç kamuoyunu açlık grevleri hakkında bilgilendiriyor.

AÇLIK GREVCİLERİ: KARARLIYIZ

Eylemciler, Cuma günü Stockholm’un 4 işlek meydanında ve metro istasyonlarında bildiriler dağıttı.

Amnesty’lye görüşen heyet içinde yer alan açlık grevcileri, ANF’ye yaptıkları açıklamalarda Kürt Halk Önderi Öcalan’a uygulanan tecrit kaldırılana kadar mücadelede kararlı olduklarını söyledi ve Kürt Halkına açlık grevleri eylemlerini sahiplenme çağrıları yaptı.

Güney Kürdistanlı Nadia Saleh, Abdullah Öcalan’ı bir şahıs olarak değil Kürt Halkı ve ezilen özgürlük mücadelesinin önderi olarak gördüklerini ve Öcalan sayesinde barış ve demokrasinin gerçekleşeceğine inandıklarını söyledi.

Tüm insanların Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması için mücadele etmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Lokman Furan, Erdoğan’ın diktatör olduğunu bilen Avrupa’nın üç maymunları olduğunu ve Türkiye’de gerçekleşen hak ihlallerini görmek istemediğini söyledi.

Kendilerinin İsveç’teki kurum, kuruluş ve partileri gezerek duyarlı olmalarını istediklerini belirten Furan, “Sorunun tek çözümünü Serok Abdullah Öcalan’dır. Bu kanı durduracak tek kişi de odur” dedi.

Mehmet Baziki, Öcalan’a uygulanan tecridin Öcalan’ın şahsında tüm halkına uygulanan tecrit olduğunu belirtti.

Tecritin tüm toplumu esir almaya yönelik olduğu değerlendirmesini yapan Baziki, “Bizler bu tecriti kabul etmiyoruz. Tecrit kırılıncaya kadar direnişi esas alan yoldaşlarımızla birlikte direnişimize devam edeceğiz” dedi.

To Top