KURDİSTAN28/05/2019 09:11

Moini: İran ve Rojhilat’ta olağanüstü koşullar yaşanıyor

PJAK Eşbaşkanı Siyabend Moini, Ortadoğu ve Rojhilat ile İran’da yaşanan gelişmeleri ANF’nin Farsça servisine değerlendirdi.

Ortadoğu’da yaşananları “kritik bir süreç” olarak tanımlayan Moini, “Bölge yeniden dizayn ediliyor. Kendi siyasi, askeri çıkarları ile statükolarını korumak isteyen güçler, bölgede şiddetli bir savaş içine girmişler. Bu savaş içinde yer alan uluslararası ve bölgesel güçler, bu yeni dizayndan paylarını almak istiyorlar” dedi.   

‘3. DÜNYA SAVAŞI’NIN MERKEZİ KÜRDİSTAN’

Moini, “Bölgede yaşananların, klasik savaştan ayrı karakterdeki bir savaşla yürütüldüğüne inanıyoruz. Bu bakışla bölgede yaşanan kritik süreci tahlil ettiğimizde, ‘üçüncü dünya savaşı’ndan başka bir tanımlama yapamıyoruz” diye konuştu. 

Moini, bu savaşın en fazla dört parça Kürdistan’da görüldüğünü söyledi. 

Moini, şunları kaydetti: “Dört parça Kürdistan askeri, siyasi, ekonomik başta olmak üzere her türlü saldırı ile karşı karşıyadır. Bu saldırılara karşı şimdiye kadar cevap veren tek güç Apocu hareket oldu. DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven çelikten bir irade ile bu saldırılara karşı açlık grevini başlatarak devrimci direnişin öncülüğünü yaptı. Güven’in bu çıkışı diktatörlerin zulüm ve uygulamalarına karşı bir özgürlük ve devrimci mücadele çıkışıdır. Bu çıkış özgürlük talebinin karşısında hiçbir diktatörlüğün duramayacağını ve önünü alamayacağını gösterdi. Onun için Leyla Güven’i özgürlük ve devrimci direnişte Kürt kadınının sembolü olarak tanımlamak yerinde olur. Kaldı ki kendisi direnişiyle bunu kanıtladı.”

‘PJAK HER ALANDA DİRENİYOR’

Moini, PJAK’ın, İran’ın demokratikleştirilmesi, İran ve Rojhilat’ta yaşayan halkların özgürlüğü için aralıksız bir şekilde mücadele eden bir irade ortaya koyduğunu söyledi. Kendi öz gücü ve halkla birlikte direnme kültürüne bağlı kalarak mücadele vermenin temel ilkelerinden biri olduğunu ifade eden Moini, şu değerlendirmelerde bulundu: “Gücümüzün örgütlü olduğu her alanda buna göre kendimizi örgütlemiş ve mücadele için hazır hale getirmişiz. Bu mücadele alanlarından biri de İran zindanlarındaki yoldaşlarımızın direnişiydi. Zindanlardaki yoldaşlarımızın direnişi idama rağmen kırılmadı. İran’da idam, katletme ile direnişimizi kıramayacağını anladı.” 

‘KOŞULLAR DOĞRU OKUNMALI’

İran ve Rojhilat’ta normal olmayan, olağanüstü koşullar yaşandığını, reel siyasal koşulların doğru okunması gerektiğini söyleyen Moini, “Güçler buna göre bir politika izlemeli ve mücadele etmeli. Böyle yaklaşmak pasif bir pozisyonda kalmak değil. Çünkü izlenecek politikalar, dünya ve bölge genelinde var olan siyasal koşulların doğru bir tahlili ve buna göre bir politika ve uygulama yöntemlerinin belirlenmesi olur. Bizim yaptığımız, yapmaya çalıştığımız budur” diye konuştu. 

Moini, şöyle devam etti: “Mücadele yöntemlerimize ilişkin gelen eleştiriler var. Biz doğru eleştirileri kabul ederek bir daha tekrarlamamak için üzerinde duruyoruz. Ama bazı eleştirilerin de amaçlı ve bize karşıtlık yapmak üzerine geliştiğini biliyoruz. O yüzden bu eleştirilerin sahiplerini muhatap almadığımız gibi eleştirileri de ciddiye almıyoruz. Çünkü eleştirileri yapıcı değil, yıkıcıdır. Eleştirileri kendi düşüncelerinden çok başkalarının sağlam olmayan ve bize karşıt olan düşünceleri üzerinden gelişiyor. Eleştiriler ciddi olmayınca biz de örgütlü gücümüzü bu eleştirilerle meşgul etmiyor, mücadelemize bakıyoruz. Bu eleştirilerin sahipleri kendileri yok olmaya doğru gidiyor” diye kaydetti.

‘KÜRTLER BİRLİK OLMALI’

İran’da çok ciddi gelişmelerin yaşandığını, gelişmelerin sistemi çatırdattığını belirten Moini, buna karşı Kürt güçlerinin izlemesi gereken tutumu şu şekilde aktardı:

“Bu süreçte Kürtlerin rolünü oynaması gerekir. Kürtler birlik olarak rollerini oynayabilir. Ama bu amaçlı eleştiriler yapanlar bu birliğin önünü tıkmaya çalışıyor. Ortak mücadele, ortak ilkelerde buluşmak için bazı güçlerin denetiminde olmayan güçlerle her zaman için bir diyalog, buluşma çabamız vardı. Bu çabayı sürdürmeye de devam ediyoruz. Bazı güçlerin de bu yönlü çabaları olduğunu söylememiz gerekir. Geride bıraktığımız süreçte Rojhilatlı bazı güçlerle görüşmelerimiz oldu. Biz İran’daki başta Kürtler olmak üzere tüm muhalif güçlerin siyasi süreci iyi okumalarını ve doğru anlamalarını, kendilerini merkez almalarından vazgeçmelerini, İran’ın nasıl birbiri ile ortak çalışma içinde olarak değiştireceğimizi esas almalarını istiyoruz.”

‘PROJESİ OLANLARLA BULUŞMAYA HAZIRIZ’

İran’daki çözüme dair daha önce 10 maddelik bir proje ile bunun nasıl pratikleştirileceğine dair bir deklarasyon yayımladıklarını hatırlatan Moini, “Proje ve pratik adımlarını siyasi partilere de sunduk. Görüş ve projelerimizin birbirinden ayrışan yanları elbette olacaktır. Bu gayet normal bir şeydir. Ancak tüm güçlerden istediğimiz bir şey var, o da demokratik bakmak, birbirini kabul etmek, daha geniş bir çerçeveden gelişmelere bakıp okumaktır. Bazı güçler bu projemize olumlu yanıt verdi, bu bizi memnun etti. Bazı güçler ise çok dar bir bakışla ele aldı. Hatta bazıları sadece dar bakmadı boşa çıkarmak için elinden geleni yaptı. Bu da önümüzdeki dönemde İran’daki muhalif güçlere ters dönecek bir durum yarattı.”

Projeleri çerçevesinde Rojhilat’ın bazı partileri ile yaptıkları görüşmelerde kısmi de olsa bir sonuç aldıklarının altını çizen Moini, “Aldığımız sonuçlar üzerine ortak bazı pratik adımları da birlikte attık. Ama bazı partiler şiddetle buna karşı çıktı. Karşı çıkan partilerin yöneticileri kendilerini yönetmiyor. Başûrê Kurdistan’daki bazı partiler ve onların istihbarat örgütleri tarafından yönetiliyor. Karşı çıkan partilerden PJAK’tan uzak durmaları, hatta PJAK karşıtlığı üzerinden bir siyaset yapmaları isteniyor ve onlar da böyle yapıyor. Bu güçler Doğulu partileri Kürt düşmanlığı üzerinden siyaset yapan Erdoğan ve AKP ile de buluşturmuş. O yüzden sadece karşıtlığımızla da yetinmeyerek, bizi yok etmek için çalıştıklarını görüyoruz” dedi.

İran’ın, ABD’ye tavizler vererek krizden çıkmak istediği ama bunun yetmediğinin altını çizen Moini, şöyle devam etti:

“İran’a yönelik uygulanan basınç politikalarına ilişkin ise çeşitli senaryolar konuşuluyor. Senaryoların hepsinin ortak noktasında ise İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması yer alıyor. Çünkü uluslararası güçler, İran ile kısa süreli bir müzakereye razı olmuyor. Uzun süreli müzakerelerle İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılmasını ya da kendi çizgilerine çekerek rejimin değiştirmesini istedikleri ortaya çıkıyor. İran ise bu senaryoları İsrail merkezli, ortamı karıştıran ve İran ile bir savaşın istendiği yönünde göstermeye çalışarak halkı yanıltmak istiyor.”

‘KÜRTLER, BÜYÜK FIRSATI HEBA ETMEMELİ’

Moini, yaşanan süreç ve konuşulan senaryoların hangisi uygulanırsa uygulansın, Kürtler için büyük bir fırsat sunduğunun görülmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Ancak burada önemli olan, öncü güçlerin temel ilkelerde bir araya gelmesi, bir birliktelik oluşturmasıdır. Böyle süreçlerde tüm güçlerin üzerine düşen temel sorumluluk parçacılıktan kendisini uzak tutmasıdır. İran’daki siyasi parti ve özgürlük mücadelesi veren kesimlerin buna öncelik vermeleri gerektiğine inanıyoruz. İran’daki siyasi harita, devrim ve özgürlük talebi olan güçlerin ortak hareket etmesiyle devrimci demokratik bir devrimin olabileceği bir gerçektir.” 

PJAK Eşbaşkanı Siyabend Moini, İran halklarının tamamını içine alan özgürlük ve demokrasi projesine sahip her siyasi parti, devrimci örgüt ve yapılarla hareket etmeye hazır olduklarını, doğan fırsatları değerlendirmek için güçlerin acilen ortak bir noktada buluşmaları gerektiğini söyledi.

To Top